temrini gibi geldi. “Yol Ucu” adlı metin, Pir Sultan Abdal’dan bir dörtlük ile, “Sonsuzluk Üzerine Bir Rüya Denemesi” de Yunus Emre’den bir dörtlük ile buluşuyor, buluşturuyor. Onlarla buluşmak, hayatla, tabiatla, ölümle ve ötelerle buluşmak gibi bir şey oluyor ister istemez. “Sakın ayakyoluna dökme o suyu, erik ağacının dibine dök.” (s. 12) diyen dedeyi tanıyorsunuz. “Şimdi Her Tren Sesinde” adlı metinde Dudu Hanım masalını anlatan bir ninenin de bulunduğu bir ailenin ilk kez trenle karşılaşması, bir çocuğun gözünden yansıtılır. O çocuk, bulut koparıp evin damına asabilir. “Gece, Ay, Senfoni ve Dua”nın çocuğu, gökteki ayı da sever, yerdeki dedeyi ve sakallarını da. Camisinde halktan birilerinin müezzinlik etti…