düşüneceğiniz öyküler olduğu anlamına gelmiyor. Bilakis Gürdamur’un üslubu ve meselesi tabir yerindeyse “bambaşka bir level” atlıyor. Karakteri Ses Diye Bir Boşluk Karşılar Birbiriyle bağlantılı gibi görünen öyküler var kitapta. “Nihat’ın Münacaatı”nda karakter şöyle der öykü girişinde: “Bu ben miyim Tanrı’m? Bu ses gerçekten bana mı ait?” Karakter dış dünyaya kulak kabartmaktan kendi iç sesine yabancılaşmıştır adeta. Beklediği bir yankıdır belki ancak ses diye bir boşluk karşılar onu. Yabancılaşmayı gitgide gözlemlediğimiz öyküde Nihat karakterinin pişmanlıklarına şahit oluruz. Okumak, yazmak, anlamlandırmakla ilgili ya da devamlı yeni anlamlara koşmakla ilgili olduğunu düşündüğüm bir pişmanlık bu. Okumak baze…