“yenilenen” ve “modernleşen” dünyaya ayak uydurarak eski güçlerine kavuşmak için ıslahatlar yapmaya başlar. Meşhur ifadeyle ”yeni dünya” sermaye, teknoloji ve sekülerleşme üzerine kurulur. Temelinde sermaye sahiplerinin yönetimde hak talepleri, Kilise’ye olan başkaldırı ve dinin yerini aklın alması gerektiği inancı vardır. Her toplumsal hadise kendi şartları içerisinde; sebep-sonuç dairesinde neşet eder, gelişir ve sonuca ulaşır. Batı’nın zikrettiğimiz üç temel sacayağından hareketle şekillendirdiği yeni dünyaya adapte olmak, eş değer hale gelmek Osmanlı’nın son zamanlarında bir hedef haline gelir. Öyle ki bugün dahi yeni Türkiye devletinin en önemli amacı “muasır medeniyetler seviyesindeki devletler”e ulaşmak,…