Yazmak, içindekileri ifade etmek, birçok kimse için büyük bir önem arz ediyor. Türkiye’de insanlar özellikle gençlik yıllarında hikayeler, denemeler ve hatta yetenekli iseler şiirler yazıyorlar ve bunları yazanların en büyük hayali yazdıklarını iki kapak arasında görmek, yani kitaplaştırmak. On yıl kadar oldu.
Birçok yayınevinde editörlük yaptıktan sonra kültürel alanda faaliyet gösteren bir vakıfta yöneticilik yapan bir büyüğümü ziyaret etmiştim. Odasında 20’li yaşlarının sonunda bir genç de vardı. Elinde iki kalın defter tutmuş, hararetle yazdığı şiirlerden bahsediyordu. Nihayet defterleri vakıf yöneticisine uzatarak çalışmalarını görmek isteyip istemeyeceğini sordu. Vakıf yöneticisi defterlerin birini birkaç sayfasını çevirip inceledikten sonra bana verdi ve diğer defterdeki şiirleri okumaya başladı. Elime aldığım defterde, Osmanlı son dönem şiirinden etkilenerek yazıldığı belli olan divan tarzı şiirler vardı. Bazı şiirlerde hamaset çok ön plandaydı. Ancak şiirlerde belli bir kurala uyulmamıştı, hece vezniyle başl…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol