Yirmi yılı aşkın süredir yayıncılığın farklı duraklarında yol alan Salih Zeki Meriç, kimi zaman bir metnin mutfağında editör, kimi zaman bir kitabın kaderine eşlik eden yayıncı, kimi zaman da kalemiyle konuşan bir yazar olarak karşımıza çıkıyor. Hızla dönüşen okuma alışkanlıklarının, dijital dünyanın
ve değişen piyasa dinamiklerinin ortasında, kitapla kurduğu sadakati ise hiç değişmiyor. Bu söyleşide Meriç’in yayıncılık serüvenine, karşılaştığı kırılma noktalarına ve bugün hâlâ neden “İyi ki bu işin içindeyim.” dediğine yakından bakıyoruz. Yayıncılığa ilk adım attığınız dönemde zihninizde nasıl bir “yayıncılık hayali” vardı? Bugün geldiğiniz noktada bu hayal nasıl dönüşmüş durumda? Yayıncılık mesleği benim zihin dünyamda bir iş veya bir meslek olmaktan ziyade kökü ortaokul ve lise yıllarıma dayanan ve daha çok bir misyon tarafı olan faaliyet alanı olmuştur. Profesyonel yayıncılık hayatım başlamadan önce de kitaplarla bir ünsiyetim vardı. Yazı, her daim hayatımın merkezinde oldu. Bu işi bir meslek olarak yap…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol