İyi bir yazarla, iyi bir kitapla tanıştığım zamanı asla unutmam. Fotoğrafını bile görmeden hoşlandığınız kişinin güzel/yakışıklı çıkması gibi tuhaf bir heyecan barındırır o an. Hakkında daha çok bilgi edinmek, kendisiyle ilgili eleştirileri görmek, diğer kitaplarını da okumak istersiniz. Nurdan Gürbilek, bu heyecanı
yaşamamı sağlayan isimlerin başında geliyor. Onunla tanışmam 2006’nın sonlarında, bir çay ocağında Radikal’in kitap ekini karıştırırken gerçekleşmişti. Recaizade Mahmud Ekrem’in Araba Sevdası romanındaki ünlü Bihruz Bey karakteri üzerine yazdığı “Kötü Çocuk Türk” makalesiyle ve bu makalenin adını taşıyan kitabıyla, dikkatimi çekmişti. Kitabı elime almamla son sayfasını görmem arasındaki sürenin kısalığı hayret vericiydi. Fakat kitabı ve yazarını sevmemin asıl sebebi bu akıcılık değil, toplumsal/kültürel figürler üzerine yaptığı olağanüstü yorumlardı. Kitabın ilk makalesi “Ben de İsterem”i okurken kendimi kaptırmamın bir sebebi de Gürbilek’in üzerine kalem oynattığı konu ve dönemin figüranlarından biri olmamdı.…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol