Ruh, bedenden azatlı değildir. Mana, maddenin içerisinde gizlidir. Yuva da, maddenin manayla sanatlı birlikteliğidir. Mahremiyeti, yakınlığı ve aşinalığı barındırır içerisinde. Fertten, toplumdan, tarihten, inançtan izler taşır. “Dünyadaki tecrübelerimize özgül anlamlar vererek onunla bizim aramızda bir vasıta olur” yazarın deyimiyle. Yuva; temelde barınma,
korunma, bedeni muhafaza etme ihtiyaçlarımızı karşılar. Aynı zamanda kişinin dünyasını merkeze alır ve düzenler. Nasıl mı? Yuva, bunu ele alıyor. Ten/dokunsallık, aidiyet/sınırlar, zihin/bellek, evrim/tekamül gibi farklı yönlerden mekanı katman katman işliyor. Okumaya başladığımda beklediğimden daha derin bir muhtevayla karşılaştım açıkçası. Pek çok tefekkür imkanı sağladı. Örneğin kuşların yuvalarını inşa ederken o sert dallara göğüslerini bastırarak eğim vermesi, bedenini ruhuyla beraber yuvanın inşasında kullanması daha önce üzerine düşünmediğim bir hadiseydi. Ya da bitkilerin, böcekler vasıtasıyla çoğalanlarının rüzgar yoluyla çoğalanlara kıyasla daha renkli ve hoş kokulu olması, irtibat ve ünsiyet arttıkça…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol