-Yazar, hikayeci Mustafa Uslu ile son zamanlarda dikkat çeken eserlerini önceleyerek sanatı, fıtratı, tabiatla olan ilişkimizi konuştuk. Hikayelerinizi okuduğumuzda toplum için sanat anlayışını benimsemiş görünüyorsunuz. Sizi bu tarz hikayeler yazmaya yönlendiren sebepler nelerdir? Yiyip içtiklerimizden, giyip kullandıklarımıza kadar hemen hemen her şeyin
insanın yararına sunulduğu bir dünyada, sanatın ve sanat eserinin toplumun yararına olması kadar doğal bir şey olabilir mi? O halde sanat ve sanat eseri de topluma hizmet etmelidir. Bir sanat eserinin hem sanatçının hem de içinde yaşadığı toplumun hayatından izler taşıması da gayet doğaldır. Dolayısıyla, kitaplarımı kaleme alırken toplumsal faydayı göz önüne aldığım doğrudur. Elbette bu yüzden hikayelerimde çatıyı oluştururken yaşadıklarımdan, duyduklarımdan, gözlemlerimden bol bol yararlanırım. Yaşanmış ve yaşanabilecek olaylardan hareketle okuyucuya mesajlar vermek isterim. Bu çocukluk dönemi için de gençlik dönemi için de böyledir. Bir de bilim ve teknolojide sınır tanımayan insanoğlu insanlığın neresindedir…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol