insanı için taşranın sesini kitaplar aracılığıyla da olsa duyabilmek, günlük dili öğrenebilmek çok elzem. “Hissetmek ve hissettirmek için yazıyorum” diyen Mustafa Çiftci'nin samimiyeti, bu bağı yakalayabilmek açısından eşsiz bir nimet. Hissedilerek yazılan, aktarılan her şey muhatabına ulaşır. Bundan dolayı Çiftçi metinlerini tanışıklığımız olmasa dahi bir yazarı değil, amcamızı, abimizi okuyor gibi okuyoruz sanırım. Yazar, düşüncelerini belirgin bir filtreye tabi tutmadan, okuruyla konuşur gibi kaleme almış. Ben de kahve eşliğinde, yazarı dinler gibi okudum kitabı. Günlük telaşelerin, ufak tefek atışmaların, önemsiz gözüken diyalogların bile yazarın gözünde belirginleşip malzemeye dönüşmesi… Şüphesiz yetenek i…