Yayınevlerine gelen editör başvurularında, özgeçmişlerde eskisinden daha fazla gözümüze çarpıyor “Editörlük Atölyesi Sertifikası”. Editörlük gibi Türkiye’de belli bir resmi formasyonun söz konusu olmadığı bir alan için bu programlar işlevsel mi, diye merak edip araştırmaya başladım. Kimi çevrim içi kimi yüz yüze azımsanmayacak
sayıda eğitimin olmasını beklemiyordum açıkçası. Haftalık ders programlarını ve içeriklerini incelediğimde büyük bir kısmının “yanlış adlandırılmış” ancak faydalı eğitimler olduğunu fark ettim – biraz bekletip bu kısmı açacağım. Programlardan bazılarını düzenleyen tanıdığım eğitimcilere katılımcıların kimler olduğunu sorduğumda büyük bir çoğunluğunun orta yaşı geçmiş kitap okurları veya kitaplarını yazmak arzusundakiler olduğu cevabını aldım. Yayınevi süreçlerini bilmeyen yazma meraklılarının dosya olarak gönderdikleri kitaplarını eli yüzü düzgün hale getirip eleme süreçlerinde öne çıkma çabası dikkate değer. Diğer taraftan daha genç, hevesli, okumaya meraklı katılımcıların zaman içinde çeşitli yayınevlerinde ç…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol