S inema, her şeyden önce teknik değil ideolojik bir icattır ve bunu sinemanın mucidi sayılan Lumiere kardeşlerin sözünde görebiliriz: “Hayatı yeniden üretmek.” En somut ve en dünyevi algı türü olan “görme”ye dayalı çalışmaların modern bilimin başlangıcı olarak görülmesi (mercek çalışmalarının babası olarak
bilinen İbn Heysem’in “ilk bilim adamı” olarak nitelendirilmesi) “bilim”in materyalist ve pozitivist bir yöne/yönteme kayması ile sonuçlanmıştır. Bu yönelişin uzantıları olan icatların/ keşiflerin oluşturduğu sosyal ve kültürel ortamda doğan sinema (ki en basit anlamda görüntünün kurgusal bir şekilde hareketlendirilmesidir), başlangıçta eğlence sektörünün/endüstrisinin (sonrasında ise kültür endüstrisinin) güdümünde işlev gören “büyülü fener” olarak belirir. Ağır şartlar altında çalışan işçi sınıfının gündelik hayatın rutininden (zorluğundan/sıkıntısından) kaçtıkları bir “hayal perdesi” olan sinemanın ilk yılları sanatsal olmaktan çok sosyal bir ihtiyacı karşılayan yıllardır. Lumiere kardeşlerin belgesel tarzı…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol