iki yaşında bir yazarın kaleminden çıkıyor Son Güzel Günler. Neden böyle bir giriş yaptım? Yaşa vurgu yapmamın özel bir sebebi var çünkü bir yere gelmek istiyorum. Kırk için peygamberlik yaşı derler. Duyguların, düşüncelerin oturmuş olması beklenir. Artık genç değilsindir, yaşamın stabil hale gelmiştir. Geleceğe dair hayaller kurmak yerine daha çok geçmişin onarılmamış veya onarılamamış yaralarını düşünmeye başlarsın. Şöyle olsaydı nasıl olurdu, böyle olsaydı daha mı iyi olurdu gibi, çoğunlukla keşke ile başlayan cümleler kurulan bir yaştır kırk. Bunu fark ettiğimizde Son Güzel Günler’in ne anlatmak istediğini açık bir şekilde anlayabiliriz. Bu da hikayeler üzerindeki etkiyi artırdığı gibi okuma lezzetini de zi…