1.“hokkaydı bütün dağ gölleri ve ay, asmaların gözyaşı” demiştim Âherli Zamanlar’daki “tahta kaşıklar” başlıklı şiirimde. Hokkadan, divitten, mürekkepten, harften başka bir şeyi gözümün görmediği günler. 2.“Victor Arwas Gallery”deki Nielhamer imzalı denizkızı ile ahtapotun kışkırtıcı birlikteliklerini imleyen art nouveau hokkadan dağılan mürekkep dağılıyor
mevsimlerime ve mevsimlerimi anlatan kitaplarıma. 3.Hokkadan mürekkep akmaz. Bu, mucizedir her child için. Akmayan mürekkep, akan zamanın yansıması değil midir? Bakışımlı iki aynadan sızan harfler… 4.Cam üfleme ustasının çırağı olan ben, hokka işinde nasıl da heyecanlanarak üfleyemedim. 5.Hokkadan daha güzel bir hediye var mıdır yazı aşıklarına? 6.Hokkadan Hakk’a… 7.Dağ göllerini hokka yapan şey ne benim gibiler için? 8.Hokkabaz hokka yapan mıdır diye sordu ustasına çocuk. 9.“Kitab-ı Mukaddes’in en eski tercümelerinde geçen “qeset” kelimesi divit veya hokka şeklinde anlaşılmıştır.” Kur’an-ı Kerim’in Kalem Suresi’ndeki “nun”u da hokka olarak yorumlayanlar vardır. 10.“Ebu Said el-Hudri’nin rüyasında Sad suresini…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol