sohbetlerinde sık sık babamın bu şiiri okuyup üzerine sohbetler ettiğimizi hatırlıyorum. Batı'nın sırasıyla çocuklarını gönderen doğulu bir babanın öyküsüdür bu şiir; ama aslında bir medeniyetin vicdan hikayesidir. Her oğul, Batı'ya gidip kaybolmanın, kendini ve geldiği yeri unutmanın; dönüşümün bir başka biçimidir şaire göre. İlk oğul, alkışlar arasında ölüme uğurlanan gururun sembolüdür. İkincisi, aşkın imkansızlığına düşer, uçurumlarda kaybolur. Üçüncüsü, çalışmanın büyüsüne kapılır; kazandıkça adeta kendinden geçer. Dördüncüsü, bilginin gururunda erir; okudukça geldiği yeri küçümsemeye başlar. Beşinci oğul şairdir, şiirle yanar tutuşur. Tek hakikati şiir olur, kum gibi erir. Altıncısı ise tatlı ve zehirli s…