Türk müziği, varlığı ve sürdürülebilirliği tartışmaları bir yana dursun daha kendisine net bir ad dahi bulamamış büyük bir dünya mirasıdır. Türk müdür, Osmanlı mıdır, klasik midir, gelenekli midir, sanat müziği midir gibi ad tartışmaları epey su kaldırsa da mevzu bununla bitmez. “Ah!
Türk müziği öldü. Düzgün eğitim yok. Hocalar yetersiz. Yeterince nitelikli öğrenci yok.” gibi serzenişler ve benzeri şikayetler konuyu iyice çıkmaza sokar. Hadi bu soruları cevaplandıralım derken bir diğer hayıflanma gelir: “Eskiden talebelere şöyle eğitim verilirdi. Biz bu işi şöyle, şöyle öğrendik. Yok efendim! Bu talebeler eski sistemle musiki talim edemezler.” gibi kalıplaşmış ifadelere maruz kalınır, mutsuz ve çaresiz bir sonla muhabbet nihayete erdirilir. Meşk Etmek Türk müziği ile ilgili olan hemen herkesin aklına “meşk” kelimesi geliyor ki haklılar. Peki, gerçekten sadece meşk midir Türk müziği eğitimi? Bu soruyu cevaplamak için müzik tarihi araştırmaları kapsamında; müzisyen ve musikişinas biyografiler…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol