Türkiye’de 1990 ve sonrasında dünyaya gelen nesil, “ben iyi muamele göremedim çocuğuma iyi davranayım, ben alamadım çocuğuma alayım, ben okuyamadım çocuğumu okutayım, ben hayatımı yaşayamadım çocuğum yaşasın” şeklinde düşünce kalıplarına sahip ebeveynler tarafından büyütüldü. Bu ebeveynler, geniş kapsamlı olarak ele alırsak 1950
ile 1970 arasında doğmuşlardı. Soğuk savaş dönemindeki gerginlikten, askeri darbelerin otoriterliğinden ve ekonomik zorlukların yarattığı yoksunluktan izler taşıyorlardı üzerlerinde… Çocuklarına sınır koyma metodu olarak “Polis amca kızar.” ya da “Yanımdan ayrılma yoksa kaybolursun ve böbreklerini çalarlar.” gibi yöntemlerin çözüm olduğunu düşünüyorlardı. 90 neslinin anne babası, (çoğunlukla 1930-1940 doğumlu olan) kendi anne babaları gibi duygusal olarak soğuk olmamaya çalıştı, “Büyüklerin yanında çocukların başı okşanmaz.” yargısını saçma buldu, “Çocuğa sevdiğini belli etmeyeceksin yoksa şımarır ve başının üstüne çıkar.” değerlendirmesine prim vermedi. Çocuğunu Nasıl Yetiştireceğine Emin Olamamak Ancak ne kad…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol