Kitap okuma kampı nasıl oluyormuş anlatacağım. Lakin önce “kamp” kelimesinin olumsuz manalarının önüne geçelim. Hayır, çalışma kampı gibi veya toplama kampı gibi değil. Giriş çıkış serbest. İsteyen istediği kadar okuma yapabilir. Tek şartımız bir mekanda toplanalım, yemeklerde beraber olup okuduklarımızı istişare edelim.
Hasılı bizim okuma kampımız diğer kamplara göre pek ferah bir şeydi. Cuma namazından sonra buluşacak, arkadaşımızın bağ evine gideceğiz. Orada bir iki gün kalıp okuyacağız. Konu veya kitap sınırlaması yok. Kamp boyunca karnımızı doyuracak olan arkadaşın sipariş listesini tastamam aldık. Herkes kucak dolusu kitapla gelmiş. Toplamda beş kişiyiz ama Hac kafilesi kadar çantamız var. Modern dünyanın insanı konforu taşımayı istiyor gittiği her yere. İçimizden biri kafesiyle kuşunu da yüklenmiş. “Yahu bağ evine gidiyoruz, her yer kuşla dolu bunu ne yapacaksın?” diyecek olduk. Arkadaş bozuldu. Kuşun adı Erdal imiş. “Erdal olmadan bir yere gitmem ben.” diyor. Beş kişi bir de Erdal atladık arabaya. Teker meker geldik bağ…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol