tekrar bir araya getirilir, kırılan yerler tıpkı tutkalla bir araya getirilmişçesine yapıştırılır. Böylelikle bir zamanlar basit, sıradan bir kase görünümünde olan eşya yeni haliyle adeta bir sanat eseri formunu alır. Fakat onarılmış gibi görünen çatlak ister küçük olsun ister büyük, altınla dahi tutturulsa yeri bellidir, çatlak her zaman çatlaktır. Bir diğer deyişle, yara her zaman yaradır. Ne Gülüyorsun? Anlatılan Senin Hikayen Behçet Çelik’in Kaldığımız Yer kitabını okurken de hep bu sanatı düşündüm. Zira okuduğum öykülerde büyük sorunlardan, kayıplardan ziyade hayatın olağan akışı içerisindeki küçük – büyük kırılmalara, neresinden düzeltilirse düzeltilsin kanayan, kanadığını belli eden çatlaklara yöneliyor…