Merhaba Sayaka Hanım. Fani ömrümüzde büyük ihtimalle aynı ülkede dahi bulunmayacağımız, farklı dilleri konuştuğumuz, başka fikirlere, inançlara sahip olduğumuz insanlarla bir kitap çevresinde buluşmak ne kadar etkileyici değil mi? Size yazmaya başlarken, zaten herkesçe malum olan bu durumu bir kez daha hayranlık
içeren bir hayretle fark ettim. Size yazmama vesile olan kitabınız Kasiyer. Yazdığınız onca kitap ve aldığınız ödüller benim takdirime ihtiyaç duymaksızın kaleminizin kuvvetini ispat ediyor zaten. (Öyle mi? Bir insan başarısı belli bir oranda takdir gördükten sonra yeterli tatmine ulaşır ve onaylanıp onaylanmadığına, beğenilip beğenilmediğine dair merak ya da kaygısı yok olur mu? Yoksa her seferinde kulak verir, göz gezdirir mi insanların yorumlarına?) Konumuza dönecek olursak, sizinle konuşmak istediğim asıl mevzu kitabınızın da meselesi olan normallik ve normalin sınırları. Bir yandan herkesin herkes hakkında her şeyi pervasızca konuşabildiği, öte yandan kimsenin kimse hakkında herhangi bir şey konuşmaya hakk…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol