Türkçe ifade edilecek olsaydı şöyle de denilebilirdi: Bana ne okuduğunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Şüphesiz bu cümlenin, İngilizcenin ifade gücünü iyi kullanmaktan kaynaklanan çarpıcı bir yanı var. Doğrusu bir yayın kuruluşu için de iyi bir slogan. Ancak, bu ifadenin beni rahatsız eden bir yanı da var. O da bizatihi sloganın, iyi tasarlanmış, iyi uygulanmış olmasını da aşan bir boyuta sahip olmasından kaynaklanıyor. Bu esprinin bir reklamda kullanılmış olması reklamın kimliği ve düşünsel yaratıcılık arasında kurulması gereken zorunlu ilişki bakımından tedirgin edici. Yıllar önce, yanılmıyorsam lise yıllarımda Sezai Karakoç’un reklam-felsefe ilişkisini ele alan bir yazısını okumuştum. Yüzyılımızda fels…