Mehmet Şeker, öncelikle, zihinlerimizde bir gazetede “köşe yazarı” olarak yer etti. Okuduk, sevdik. Şeker’in güncel yazılarında herkesi kendine bağlayan, sarıp sarmalayan bir dostluk havası, her şeyi hoş gören, alicenap bir gülümseme vardı. Tadında bir mizah. Mizah, tadında olmadığında mizah olmaktan çıkar. Bir
an önce uzaklaşmak istediğimiz can sıkıcı bir kokuyu andırır. Ondan kurtulmak için burnumuzu sıkmasak da yüzümüzü buruştururuz. Ve oradan ya da o zamandan uzaklaşmak isteriz. Şeker, gazete okurlarının gönlünde alicenap gülümsemesiyle yer etti. Sevildi. Başka türlerde de yazmış olmasına rağmen, daha sonra -daha çok- öyküleri ile dikkatimizi çekmeye başladı. Şeker’in öyküleri de gazete yazarlığının alicenap havasında oluşmuşa benziyor. Şahsiyet ve Yazı Mehmet Şeker’i önce gazete yazılarından, ardından öykülerinden tanıdım. Sonunda ise yazarın kendisini tanıdım. İki tür yazar tipinden bahsedilebilir. Bazı yazarlar, şahsiyetlerinin özelliklerini metinlerine yansıtır. Diyelim ki yazarın gergin, öfkeli, uyumsuz bir k…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol