sekülerleşme, bireyselleşme ve hız ekonomisinin egemenliği- aynı zamanda modern şehrin altyapısını da şekillendiriyor. Bugün üzerinden yürüdüğümüz kaldırımlar, hem adımlarımızı hem de modernliğin ritmini, telaşını ve yabancılaştırıcı estetiğini hayatımıza taşıyor. Doğadan ve doğal olandan uzaklaşıyoruz; içinde yaşadığımız metropol şehirler artık sadece barınma ihtiyacımızı karşılamıyor, aynı zamanda üretimin, gözetimin, dolaşımın ve temsiliyetin mekanı haline geliyor. Böylece şehir, modernliğin hem nedeni hem de sahnesi olarak karşımızda duruyor. Walter Benjamin’in pasajlarda gezinip düşünen flanörü, Georg Simmel’in paranın titrettiği metropol bireyi ya da Michel de Certeau’nun yürürken yazdığı kent metni... He…