olmalıydı ki varlık anlam bulsun. Ama heyhat. Varlık bir kere anlamdan ayrılmıştı. Her yeni nesil ve izahta aradaki uçurum derinleşti. İzah arttıkça anlam çetrefilleşti. Varlık anlamdan, anlam varlıktan iyice uzaklaştı. Kitap işte bu hengâmede doğdu. Kitabın niyeti iyiydi muhtemelen. Birbirinden iyice uzaklaşmış anlam ve varlığı iki kapak arasında buluşturmak istemişti. Ama nafile. Her kitap çabası varlığa biraz daha irtifa kaybettirdi, çünkü her yeni kitap anlam ile aramızı bir kat daha perdeledi. Şimdi elimizde yığınla kitap var ama anlam müphem ve muğlak, varlık ise muallaktadır. Şu soru ne kadar meşru bir sorudur: Anlamdan bu kadar uzaklaştıysak kitaplar ne işe yarıyor? Anlamla aramıza girmek için mi varlar…