itibaren bize net sınırları ile kesin yargı bildiren cevaplar sunmak yerine, kitabın adında yaptıkları gibi, sorular soruyorlar. Alıntıladıkları hikayeler, araştırma sonuçları ile aslında hastalanma süreçlerimiz ve yaşadığımız hastalıkların daha çok zihin/duygu dünyamız ile etkileşimi ortaya koyuyorlar. Sonuçlar ise düşündürücü. Kitap "endişelendiğimiz şeylerin değil, endişelenme biçimimizin bizi hasta ettiğini" savunuyor. Yani "neler neler çektim de böyle oldum"cu, ah vah bağıran, kendini kurban yerine koyan insanları susturuyor. İçinde fırtınalar koptuğu, nice yanardağlar aktif çalıştığı halde yüzünden tebessümü eksik etmeyen, sessiz insanların yanında yer alıyor. Aslında bu ikincisi benim yorumum, sanırım de…