Bir kısım ufak ama meşhur hadis derlemeleri üzerinde adeta bir sis perdesi vardır. Türkçeye çevrilmemiş olmaları, onları yakından tanıma imkanını ortadan kaldırmıştır. Böyle bir vasatta ise birtakım yanlış anlamalar haliyle kaçınılmaz olur. Türkçeye Arapçadan aktarılan birçok tercüme ve Osmanlıcadan aktarılan birçok ççeviri
yazı ve sadeleştirme çalışmalarının tahriç dipnotlarında Türk okuyucusu Keşfü’l-Hafâ’ya mutlaka denk gelmiştir. Bilhassa Kütüb-i Sitte’de bulunamayan hadisler için kaynak olarak bu eser zikredilir umumiyetle. İçerdiği hadisler ise ağırlıklı olarak “zayıf” addedilen hadislerdir. İşte bu durum, ortalama Türk okuyucusunun gözünde Keşfü’l-Hafâ’yı “belli” bir yere oturtmuştur. Önemli Bir Kaynak Zayıf addedilen hadislerin “mevzu=uydurma” olmadığını düşünenlerin bu tür hadisleri cem eden kaynaklar için duyduğu peşin güvensizliğin Keşfü’l-Hafâ için de dile getirildiğine bir aralar sıkça şahit olmuşuzdur. Yine yıllar önce “Bir hadis için Keşfü’l-Hafâ’da zayıftır/uydurmadır denilmekle o hadis uydurma olmaz.” şeklindeki (…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol