Yirmili yaşlarımın ortasında, mümkündür ki tam ortasında, kendimi hâlâ koleksiyoner olabileceğime inandırdım. Bu da bir kitap koleksiyonuydu. Ancak bu kitapları diğerlerinden ayıran sadece bir yazarın, Enis Batur’un kitaplarının olmasıydı. İlk başta sadece okumaktan çok ama çok keyif aldığım bu yazar bir süre
sonra kitaplarını “fetişleştirdiğim” daha sonra da adını koyup koleksiyoneri olmak istediğim bir yazar oldu. Enis Batur’un hem müstakil hem de bazı kitaplarını bir araya getirilmiş kitapları olmak üzere sanırım 500’den fazla kitabı var. Buna çıkardığı ve yayın kurulunda yer aldığı dergileri de ekleyince 600’den fazla “parça” ediyor. Hele bir de kendisine kurduğu “dünyayı” keşfedince ve bu dünyanın tadını biraz alınca koleksiyoneri olmak kaçınılmaz oluyor. Şimdilik elimdeki “parça” sayısı ancak 100’ü geçebilmiş olsa da koleksiyonu tamamlayabilmeyi umuyorum. Çünkü koleksiyoner olmak sanırım biraz da insanın ömrünü koleksiyoneri olduğu şeye adaması ama koleksiyonunu tamamlayamaması demek gibi geliyor. Bir Koleksiy…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol