bayrağını çoktan çektik her birimiz. Zaman zaman, belki de aklımızı kaybetmemek için yaptığımız şeyler de birbirine benziyor: Biraz dolaşmak, biraz alışveriş yapmak, biraz okumak, seyretmek, dinlemek. Ama en çok takip etmek. Onu, bunu, şunu. Hiçbir kıymeti olmayan, gelip geçici şeyleri. “Akışta kal”ma öğütleri arasında “akışkan hayat”ı yaşıyoruz, Zygmunt Bauman’ın dediği gibi: “Akışkan modern toplumda yaşam, gerçek hayatta oynanan kötü ve sinsi bir sandalye kapmaca oyunudur.” Böylesi zamanlarda insan ruhuna şu koca yeryüzü, çivilerle kaplanmış bir arazi gibi gelir. Hayatın maharet ve sabır gerektirdiği telkin edilmiştir fakat iş uygulamaya geldiğinde ehl-i irfanın kıymeti daha da anlaşılır. Bugün artık -yine Ba…