Çocuk kitaplarının vazgeçilmez kahramanlarıdır ihtiyarlar; neneler, dedeler, komşu teyzeler, aksi amcalar, sevimli tontonlar. Çoğunlukla öğüt vermek için ortaya çıksalar da çocuksu bir yanları vardır daima. İnsan da yaş aldıkça çocuklaşmaz mı zaten? Bundandır ki çocuk ve ihtiyar fıtrat itibarıyla yakındır birbirlerine, iyi
anlaşırlar. İki tarafın da ciddi işlere ayıracak vakti çoktur; oyun onamak, masal anlatmak, muziplik yapmak gibi. Anne-babaların hayat telaşından yetişemedikleri yerlere dedeler-neneler ulaşır. Kültür aktarımı dedikleri şeyin en tatlı halidir bir ihtiyarın çocukla olan diyaloğu. Zaman makinesine binmiş gibi olur minik kalpler, yaşlıların dilinden dökülen hatıralarla. Masallar daha bir gerçekçi gelir. Ve bu evrensel bir olgudur. Hayat çizgisinin iki ucunu temsil eder bu ikili. Jenerasyon farkı ne kadar derin olursa olsun, çocuk ve ihtiyar arasındaki empati köprüsü daha kolay inşa olur. Çoğumuzun çocukluk anılarında bir nene-dede arkasına saklanma hikayesi mevcuttur. Maalesef modern çağla birlikte, hayatlarımızda…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol