bir şeyler söylüyor ama hiçbiri “Düşünün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir Müslümanda değil cihat etmek, acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır?” cümlesi kadar benim dünyamda etkili olamadı. Kıyaslamalar uzar gider… Yürekteki Dert Yıllar evvel Zarifoğlu’nun Bir Değirmendir Bu Dünya kitabını okurken de sık sık kitabı kapatıp uzun düşüncelere dalmıştım. Güneşte Bir Gece de aynı kuvvetle sarstı beni. Özlediğim samimiyet, Müslümanca duruş, basiret ve dava şuuru iki kapağın arasındaki kelimelerde saklıydı. Fakat oraya mürekkep ile değil yürekteki dert ile aktarıldığı her halinden belliydi. Bugün en temel problemimiz bu belki de; inandıklarımız, yaşadıklarımız ve yazdık…