romanlar, şiirler, tiyatrolar… Kimi mağlubiyetin şemasını çıkarıyor kimi saldırının gücünü ve teslim ol çağrılarını estetize ediyor, kimi eylemle, söylemle, şiirle direniş alanları inşa ediyor, kimi de sadece durup fotoğrafını çekiyor. Fransız yazar Georges Perec de bunu yapanlardan biri. İkonik romanı Şeyler’de 60’lar Fransa’sına adeta bir sosyolog gibi bakan Perec, tüketim nesnelerinin etrafında kimliklerini inşa eden orta sınıf gençlerin umutsuz hayatlarını sadece yüz küsur sayfada kristalize ediyor. Sosyolog gibi diyorum çünkü bazı satırlarda edebiyatın lirik gücünü değil, sosyal bilimlerin acımasız yanını görüyoruz. Belli ki Perec, iki gencin hayallerini değil, bir kuşağın karşı karşıya kaldığı duygu yükün…