şehir Ankara muhabbetiyle hep alay ederdim ben, ısrarla ‘‘Boz Şehrim Ankara’’ derdim. O sıralar, ev sahibim kirayı ödemediğim için çilingir çağırıp anahtarlığı değiştirmişti. “Üç aylık kiranı ödedikten sonra eşyalarını alabilirsin.” diyerek şart koştu. Santur çantam ve bir bez poşetimle yakın-uzak dostlarımın evinde sıra sıra kalıyordum. Bez çantamda Konstantinos Kavafis’in Samih Rıfat tarafından Türkçeye çevrilen Sanat Her Zaman Yalan Söylemez mi? kitabını taşıyordum. Kısacık ama son derece etkileyici bir metin. Bu kitapta “Yalnız insanlar, bizim görmediğimiz şeyleri görürler: Dünyaya son derece duyarlı bir bakışla bakarlar.” diyordu Kavafis. Ben de yalnız kalmıştım ve karnımı doyurmaktan başka bir şey düşünem…