Şiir; dinginleşecek, gevşeyecek, coşacak insana özgü bir mekândır. İçerisinde neredeyse her şeyi yaşamanın veya yaşatmanın mümkün olduğu melankolik bir tür. Çoğu zaman da bir tembellik vahası, bir aylaklık kaçamağıdır. Ancak çocukların böyle duygular hissetmeye veya onları diğer insanların eteklerine dökmeye hiç ihtiyacı
yokmuş gibi daha çok yetişkinler için yazılıp okunduğu düşünülür. Biz hâl lisanımızla şiirin çocukların üzerinde eğreti durduğunu ya da onların kalemlerine yakışmadığını ima ederiz. İlla bu konuda deneyim kazanmaları gerekiyorsa da konu verip ısmarlama dizeler yazdırırız. Okutsak gırtlaklarını yırtarak, camı pencereyi indirerek okumalarını isteriz. Şiiri, onlar için hayal kırıklarıyla beraber ongunluklarını da yazınsal bir şekilde dışa vuracak bir durak olmaktan çıkarıp sadece bir silaha ya da öfke kontrol aracına indirgeriz. Sonra da, kum torbasından ya da bir boks müsabakasından farkı kalmayan bu edebi türü sevmelerini bekleriz. Oysa çocuklar böylece şiire dair ne kadar haz varsa hepsini tek tek ıskalarlar. K…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol