kendimiz tarafından. Bozulan denge, sonunda insanı tehdit ettiğinde gerçeklerle yüzleşmek kaçınılmaz oldu: İklim değişikliği, karbon salınımı, buzulların erimesi, biyoçeşitliliğin azalması, denizlerin ve toprağın kirlenmesi, canlıların yaşam alanlarının yok olması ve dahası… Her yeni gün bir mücadele hattındayız aslında. İnsan sorumlusu olduğu ekolojik yıkımların önüne geçebilmek için hiyerarşik düşünme ve yaşama biçimini bir an evvel terk etmeli. İnsan yegane yaşam alanımız olan yeryüzünü paylaştığı doğayla yan yana yaşamayı; insan/doğa olarak bir arada var olmayı öğrenmeli, hepimiz için. Edebiyat ise ekolojik meselelere dair üzerine düşen sözü söyleyeli çok oluyor. Zira edebi metinlerde konuşan dünyadaki gibi…