Umberto Eco’yu tanımlamak çok zor. Bibliyoman, bibliyofil, tarihçi, dilci, edebiyatçı, romancı hatta sinema eleştirmeni… Ki benim için kitaba olan bağlılığından öncelikli olanı yok bu özelliklerden. Onu bilge yapan şey de bu gibi geliyor bana. Ancak bir de dilci yönü var ki bilhassa
çeviri bilime dair araştırmalarının derinliği bugün halen alanında tek duruyor. Bilhassa da çevirinin teorik kısmına dair fikir yürütmenin zorluğu yanında eksiliği düşünülürse onun konuya dair tespit ve önerileri ayrıca çok değerli. Özellikle ilk kez 2003’te yayınlanan (çeviriye esas alınan baskısı 2024 yılına ait) Dire quasi la stessa cosa, bu anlamda kaynak metin özelliği taşıyor. Neredeyse Aynı Şeyi Söylemek adıyla sonunda Türkçeye çevirilmesi, alanın uzmanları için çok büyük kazanç ki bu metinleri çevirmenin zorluğu da düşünülürse Doğan Kitap ve elbette Eren Cendey’i ayrıca tebrik etmek bir görev. Uzmanlar ve Meraklılar İçin Eser, genel okuyucuya hitap edecek düzeyde değil. Daha çok konu uzmanları ve merakl…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol