çağı yarasıdır. Öyle ama yine de onu ortaokulun sonunda mı yoksa lisenin ilk senesinde mi okuduğumu tam olarak çıkaramıyorum. Sonraları bu müthiş hikayeyi her okuyuşumda, taşrada bir okul sırasında boğazı düğümlenen, ağlamamak için kendini zor tutan bir çocukluk anı bütün uzviyetimi esir aldı. Uzun okurluk tarihim boyunca, bu kısa hikayenin üzerimde bıraktığı tesiri her defasında tekrarlayabilen bir başka metin okumadım. Onu ilk kez başka mevsimde değil de baharda okuduğumu varsaydım bir de. Yemişlerin henüz acı olduğu günlerde… Büyük metinlerin arkasında tecrübe edilmiş, çilesi çekilmiş bir hayat vardır. Refik Halid Karay, bir türlü iktidarla aynı dili kullanamamış, önce İttihatçıların ardından da Ankara’daki…