dalalet karanlığından kurtarmak ve Belkıs’ı İblis'in hilesinden gerçeklik ve kutluluk ovasına getirmek üzere Hüthüt'ü ulak yapıp kendi katından elçi olarak o yollarını yitirmişlere gönderdi. O güçsüz kuşcağız, ilahi görkem kanadıyla, göğün zirvesinde uçmaya koyulup dalalet vilayetine vardı. Belkıs’ın sarayının burcunun bir köşesine kondu. Belkıs’ın huzuruna varmak için yol arıyordu. Belkıs’ın yalnız kaldığı odasından ovaya açılan bir pencere gördü. O pencereye uçtu. Belkıs'ı uyur buldu. Davet mektubunu yanına bırakıp gagasıyla Belkıs'ın göğsüne bir kez vurup iştiyak sarayının köşesinde seyre durdu. Belkıs uykudan sıçradı. Bunca engel ve kilit varken girip de bizi vurarak uyandıran kim acaba, diye vücudu titreme…