Birçoklarına göre tarihin nakledilen ya da kaydedilen bir olaylar örgüsü olma kabulü, İbn Haldun’un ümran ilmi ile tarihçiye yüklenen analiz ve yorumlama usulüne dönüşür. Bu sayede tarihi vakaların sağladığı bilginin (istoria/historia) güvenilirliği de derinliği de felsefenin konusu haline gelir. Modern zamanlarda ise
konu artık bir multidisipliner kavrayış ile açıklanır. Yani tarihi vakanın, olgunun izahı ancak ona yardımcı başka ilimlerin imkanları ile mümkündür. Bu anlamda yakın zamanda yayınlanan Taşra Elitinin Dönüşümü: Çapanoğulları isimli eser tam böyle bir karşılıklılığın eseri olarak karşımıza çıkıyor. Bir tarihçi olarak ilk kez ve en ayrıntılı şekilde Çapan ya da Çapar oğullarına dair çalışmayı büyük tarihçi Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın 1974’te yayınladığı uzun makalesinden (54 sayfa) öğrenmiş ve okumuştuk. Uzunçarşılı makalesinde Çapanoğulları’nın hikayesini Ahmed Bey ile başlatmış ve onun 18. yüzyılın ikinci yarısında Bozok Sancağı mütesellimi olup akabinde kendisine 1158 Ramazan/1745 Ekim'de kapıcıbaş…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol