bir hafızanın yok olduğunu, belleğimizi kaybettiğimizi gözden kaçırdığımızı unutuyoruz. Güzel evler, temiz sokaklar, ışıl ışıl caddeler hoşumuza gidiyor fakat emeğin, kaynağın da boşa gittiğini göz ardı ediyoruz. Her çağ kendi yaşam biçimini oluşturur, bu kaçınılmaz. Bizdeki değişimin hızı başka bir olguyu gündeme getiriyor: Plansızlık, özensizlik, düzensizlik. On, on beş yıl gibi kısa dönemde böylesi değişimler yaşamak şehrin hafızasında da ciddi erozyona neden oluyor. İnsan geçmişe bakarak kendini tanıyabilir ve bugünü anlayabilir. Geçmiş yoksa geleceği inşa etmek kolay olmaz. Yaşanmışlıklar, hikayeler kimliğimizi oluşturarak geleceği şekillendirir. Bireysel hikayelerimizin ehemmiyeti ortadadır ancak toplumsa…