Zıtlıkların bir arada bulunduğu dünyada, bakış açımızı kendimize çevirmemizi, içimize dönmemizi, bilinç dışını, böylelikle de bilinci yeniden inşa etmenin yollarını aramamıza davet eden Taşlar ve Çiçekler, “Sorun onlara, her birine tek tek sorun bakalım mutluluktan ne anlıyorlarmış?” dediği gibi Dostoyevski'nin güncelliğini kaybetmeyen
sorusuyla başlıyor. Mehmet Kahraman; öykülerinin akıcı dilini, düşünsel planın aklıseliminde demlenmiş denemelerinde de yakalamayı bilen bir yazar. Bunu elinin rahatlığından anlıyoruz. Kitaptaki konuları özenle seçiyor. Örneğin; mutluluktan kişinin kendisinin sorumlu olduğunu “Mutsuzluklarımız Kimin Suçu?”nda anlatıyor. Tasavvuf ve Edebiyat Yine Kur’an, ayet ve hadislerin ipine sarılarak tam da olması gerekeni yapıyor. Yazarın, tasavvufla edebiyatı modern bir zeminde birleştirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tefekkürün kapısını aralarken aşk ve heyecanını hal diliyle döküyor satırlara. Böylece sükutun çizgisinde olgunlaşıyor yazdıkları. Taşlar ve Çiçekler’e filozoflarla edebiyat tarihimizin ustaları da eşlik e…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol