aradığını bulamayan delikanlının nihayet muradına eriştiğini gösteren anlamlı bir bakıştan sonra işine dönmüştü. Delikanlı artık şair ile baş başaydı. Selam verdikten sonra rahatsızlık vermek istemediğini ama bir talep için geldiğini söyledi. Hayatı, yazdıkları ve duruşu soyadı gibi özel olan şair başını bile kaldırmadan “Evet?” diyerek dinlediğini ima etti. Delikanlı, kampüsteki tek “dinci” öğrenci kulübünün başkanıydı. Yeni dönem başlıyordu. Acaba açılış konferansı için gelmesi mümkün müydü? Şair başını kaldırma ihtiyacı hissetmeden mırıltı ile verdi cevabını: “Konferans davetlerini kabul etmiyorum.” O kadar kesin ve keskin konuşmuştu ki delikanlı bir an ne diyeceğini bilemedi. Öylece kaldı. Taşra naifliğini…