şartlar belirledi. Ama tartışmaların önü arkası hiç kesilmedi. Çok tıkanılan noktada roman, öykü, deneme diyemediğimiz her kurgu anlatı olarak tanımlandı mesela. Olmadı, deneysel, postmodern denilen de bir başka kapı açıldı yazıya dair. Çınar Ata’nın Altın Silsile'si tam da böyle bir tür; anlatı. Hatta keşke edebiyatta karşılığı olsaydı da iç döküş diyebilseydik denecek bir anlatı. Roman mı Anlatı mı? Bir kitabın yazılış sürecine şahit olunca o kitap sizin için başka bir anlam ifade ediyor. Hele de en başından her çilesine vakıf olunca. Altın Silsile yazılmaya başlanmadan, semada bir sözcük hatta sadece fikir kırıntısı iken oradaydım diyebilmek büyük bir keyif açıkçası. Yazarın heyecanla anlattığı taslaklar, da…