kılıç taşımaz, bizi diğerlerinden ayıran zırh veya giysiler giymeyiz. Ekvator, Nijerya ve Endonezya gibi ülkelerde, yerli bir okul öğretmeni veya dükkân sahibi gibi giyinir, Washington ve Paris’te bir hükümet bürokratı veya bankacı gibi görünürüz. Alçak gönüllü, saygılı ve normal davranırız. Proje mahallerini ziyaret eder, yoksul köyleri dolaşırız. Fedakârlık taslar, yaptığımız o harika hayırsever işlerden yerel gazetelere söz ederiz. Hükümet komisyonlarının konferans masalarını, hesap çizelgeleri ve finansal tahminlerimiz ile donatıp, Harvard İşletme Okulu’nda makroekonominin mucizeleri hakkında ders veririz. Hep kayıt altında ve ortadayızdır. Daha doğrusu, kendimizi öyle gösterir ve öyle kabul görürüz. Sistem…