kitabı. Şirin’in eleştirel ve gerçekçi yaklaşımları beni mest etti. İşte dedim, çocuklarımız böyle şeyler de okumalı. Ki, okudukları kitapları, izledikleri filmleri, hatta –BAZENebeveynlerinin söylediklerini bile (bana kızmıyorsunuz değil mi?) olduğu gibi kabul etmeyip, kendi süzgeçlerinden de geçirsinler. Tabi kırmızı başlıklı kızın saflığı, yüzünden değil de ayakkabısından kendini tanıyan prensle evlenmeyi kabul eden külkedisi ya da “sinik sindirella”, “ezik pamuk prenses” eleştirisini okumak –bir iki nokta dışında- hoşuma gitti. Sonra Ferhat dağları delerken Şirin ve arkadaşlarının ona “akıl verdiği” sayfalara gelince işin rengi değişti. Milli damarlarım mı kabardı dedim önce. Ferhat’a söylenenlere karşı, ‘B…