zaman olduğundan daha parlaktı. Ay sanki güneşin ışığını daha farklı bir ahenkle yansıtıyordu. Bu dairesel hareketler, devamlı bir devinim halinde olan gökyüzünden sanki sonsuzluğa açılan bir kapı gibi insanı içine çekiyordu. Evet, gökyüzü sanki çizilmiş ya da resmedilmiş gibi değil bir canlı gibi çağırıyordu beni. Sonradan selvi olduğunu öğrendiğim ağaçları ressam neden alev formunda çizmişti bilemiyorum fakat yeryüzündeki acılarımıza, dünya gurbetinin verdiği sızıya işaret ediyor gibiydi. Yıllar sonra iki aktivist, “Ayçiçekleri” tablosunun üzerine domates çorbası fırlatınca Vincent Van Gogh’a dair okumalar yapmaya başladım. İlk Elden Van Gogh Van Gogh’u yakından tanımak isteyenlerin başvuracağı ilk kaynak kar…