Yüzyıllar önce yazılmış eserleri aşmak için o eserleri sadece okumak yetmez, anlam dünyalarını, zafer ve yenilgilerini, tükettiği ve ürettiği kavramları içselleştirmek de gerekir. Yazar göndermelerle, parodilerle, hicvederek veya formlarını ödünç alıp içeriğini kendi bakışı ile doldurarak metinler arasında bağ kurmaya devam eder.
Sadece içerikte değil teknik açıdan da kendinden önceki metinlerin bir adım ötesine geçebilmek işin en zor tarafıdır. Dünyada roman, hâlâ edebi performansın en gözde türüdür. Don Kişot’tan bu yana sadece kurgulayarak değil metni bozarak, okuru sürece dahil ederek ve üst kurmaca ile metnin bizatihi kendisini yücelterek çeşitli eserler verilmiştir. Kitap fuarlarında kapağı güzel ama içeriği klişelerle dolu çok fazla romanın sunulduğunu ve okuyucunun bu romanlara rağbet edişini bir kenara koyarsak 2019 yılında ülkemizde de pek çok nitelikli roman yazıldı. Peki, okurunun arayıp bulduğu, klişeleri aşan veya aşmaya çalışan, kendinden önceki edebi eserleri süzerek yeni bir söz ve söyleme biçimi ile ortaya çıkan/çıkmay…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol